gulbeyi06@hotmail.com
“Bütün dünyaya kendi mitolojisinden ilham alan hayal ürünleri satıyor.” (A.T.ALKAN)
Bir sabah uyandığımda , bana o güne kadar doğru anlatılan öğretilen her şeyin aslında
………..diye sonlandırılan bir hikayenin ne kahramanı ne de figüranı olmak isteriz.
Bir zamanlar çocuktuk, hayallerimiz kadar hızlı büyüdük, elimizdeki tahta oyuncak kadar usta, maçta kanattığımız dizlerimiz kadar idealist , patlayan topumuzun arkasından döktüğümüz gözyaşı kadar dünyaya bağlı , bir gazoz kapağı kadar servetimiz vardı…Gerçek hemen önümüzde , anne babamız kadar yakın , servetimizi arkadaşımıza bağışlayacak kadar masal kahramanıydık…Bir gece vakti kahraman olarak yattığımız yatağımızdan yine bir sabah dünyaya salıverildik , korkmadan… Çünkü ne hayal alemimizi deforme eden çizgi film karakterleri-masallar vardı , ne de yükseklik korkusu…Adımlayabildiğimiz , terleyebildiğimiz kadar yükseklere tırmanmıştık , işte bu yüzden hayal bizim arkamızdan gelirdi.Ya şimdi…………
İşte size güncel bir masal …. Hansel ve Gratel ; Çok mutludurlar, ancak bir zaman gelir anne ölür ve hayat birden zorlaşır. Hele üvey anne gelince artık baba bile çocukları istemez. Öz baba çocukları ormanda terkeder. Çocuklar cadının evini bulur , paralarını ve altınlarını cadıyı öldürmek suretiyle gasp eder. Zengin bir şekilde eve dönünce üvey anne ile birlikte mutlu hayat devam eder.
Sonuç ; anneniz ölürse hayat biter-Üvey anneler çok kötüdür-baba üvey anne ne derse yapar-kişi kötüyse paraları çalınabilir ve öldürmek serbesttir-paranız varsa üvey anneniz sizi sever………
…Siz böylesi mantık zincirine her ne kadar anlamsız deseniz de çocukların bulundukları yaş itibariyle düşünce sistematikleri bu şekilde işler.Masumiyetin sembolü sayılan çocuklarımızı anlamsızlık ve çelişkilerin kucağında büyütürken acaba hangi masal –çizgi film kahramanı ninni yerine geçmişti.Büyütürken yediklerine gösterdiğimiz özeni acaba fikir yapısının oluşmasında göstermiş miydik !
Bakınız bu konuda Prof. Dr. Nevzat Tarhan neler söylüyor: “Özellikle yedi yaşına kadar olan dönemde çocukta gerçeklik duygusu gelişmemiş durumdadır. Henüz soyut düşünme becerisi olmadığı için izlediği şeylerin gerçek olup olmadığını ayırt edemez. Kan ve şiddet içeren, adam öldürülen filmleri izleyen çocuk onun yanlış olduğunu idrak edemez. Hatta akıl dışı çizgi film karakterleri yüzünden evlerinin balkonlarından atlayan çocuklara da şahit olunmaktadır. Çocuklar buradaki tehlikeyi algılayamazlar. Eğer çocuğun bu türden yapımları bir biçimde seyretmesi gerekiyorsa, anne ya da baba çocukla birlikte olmalı ve gördüğü şeylerin hayal olduğunu, gerçek olmadığını, böyle durumlarda neler yapmak gerektiğini paylaşım içine girerek anlatmalıdır.” İsterseniz biraz daha örnekleme yapalım.Çocuğunuz Tom ve Jerry izlerken acaba masum bir kovalamacayı mı izliyor yoksa şiddetin perdelenmiş bir halini mi ? Alaattinin Sihirli Lambası masalında kullanılan motifler –semboller acaba hangi mesajları veriyor ? Ya da Temel Reis’i izlerken aşkın sadece gücün peşinden gittiğini mi algılıyor.Aklın devredışı kaldığı BEN10 ‘da acaba devreye giren hayaldışı-ütopik varlıkların mantıksız güç gösterilerimi.Barbie ,Bratz vb çizgi karakterleri izleyen bir çocuğun toplumda kabul görme standartları ne kadar sağlıklı olacaktır ya da ne kadar sosyalleşebilecektir.Çünkü kriterleri yerle bir olmuş bir ruh hali ile yaşadığı topluma yabancılaşacak- aykırı tavırlar gösterecektir..Şiddet hiç bu kadar kolay ve ucuz kanıksanmamıştı.
Hak ve adalet kavramlarının sadece güce endekslendiği bir zihin denkleminde acaba “söz” ün gücü Nasreddin Hoca veyahut Keloğlanda mı kaldı .Aklın ve ilmin aydınlattığı bir medeniyetin çocuklarına reva gördüğümüz bu olmamalıydı…
ÖMER AKIŞIK
gulbeyi06@hotmail.com
|