Geleceğe dair kendimizle ilgili beklentilerimiz, kendimize ve çevremize olan güvene dayalı olarak yapılandırılmalıdır. Başarının temelini oluşturan iki duygu; inanç ve güven duygusudur. Kendisine güvenen ve başaracağına inanan bireyin başarısız olma ihtimali bulunmamaktadır. Çünkü inanırsanız başarırsınız. Her bireyin kendi yeteneklerini ispatlayabileceği, hayallerini ve hedeflerini gerçekleştirebileceği bir alanı mutlaka vardır. Bu vesileyle daha işin başında bulunan gençler kendilerini çok yönlü olarak tanımalıdırlar. Hangi alanlara ilgi ve alaka duyduklarını, ne tür ortamlarda başarılı olabileceklerini, değerlendirmelidirler. Bunun için yeni bilgi ve deneyimlere, yeni becerilere ve bilinçli bir okuma alışkanlığına ihtiyaçları olacaktır. Bu çerçevede bilgi, beceri ve deneyimlerine güvenilen kişi ya da kurumlardan destek almak pozisyonumuzu güçlendireceği gibi karşılıklı güven duygusunu da pekiştirecektir. Bunun için kişilere hakkaniyetli fırsatlar sunulmalı ve ilgili bireylerde kendi inanç ve hayalleri doğrultusunda mücadelelerini tutarlı ve kararlı bir biçimde sürdürmelidirler.
Lokal kazanımlar başarılı olmak adına çok etkili adımlardır. Ancak bu kazanımlar tek başlarına başarı kavramını karşılamazlar. Ya da lokal başarısızlıklar da genel başarısızlık kavramını tek başlarına karşılamazlar. Yani bir ya da birkaç sınavdan ( Ygs, Lys, Kpss v.b )
Geçer düzeyde puan alabilmek, mutlak başarılı olduğumuzu göstermediği gibi; bu ve benzeri sınavlardan düşük puanlar almak yani kazanamamak da mutlak anlamda başarısız olduğumuzu göstermez. Başarı kavramı kazanmak kavramına göre çok daha kapsayıcı ve genel bir kavramdır. Eğer bireyin yeteneklerini ön plana çıkarabileceği, kendisini ispatlayabileceği alanlar oluşturulabilirse ve çevreden etkili bir destek sağlanabilirse başarı kavramı sürece bağlı olarak bireyin yaşamını anlamlandıracaktır. Ergenlerin ve gençlerin geleceği planlamada ve meslek tercihlerinde kendi potansiyelleriyle birlikte çevre şartlarını da iyi tanımaları gerekir. Yardım alınabilecek kişi ve kuruluşlar serece dâhil edilmelidir. Ergenlerin bu süreci sağlıklı götürebilmeleri çok büyük oranda profesyonel yetişkin desteğine bağlıdır. Bu destek çeşitli şekillerde sağlanabilir. İlgili bireyin pozitif yanları ön plana çıkartılarak desteklenebilir, ona güvenildiği açıkça deklere edilebilir, vereceği karara saygı duyulacağı ve her zaman kendisine destek sağlanacağı ifade edilebilir, kısaca önyargıdan ve özellikle kişiliği rencide edici sorgulamadan uzak bir tutumla güvenli ortam sağlanmalıdır. Bunu sağlamanın yolu da etkili iletişim yöntemlerini kullanabilmekten geçer. Çünkü iletişimin temel ve vazgeçilmez kurallarından bir tanesi ön yargıdan uzak şartsız kabul ilkesidir. Yani bireylerin oldukları gibi kabul edilmeleridir.
Gençlerin geleceğe ilişkin beklentilerinin seyri büyük oranda çevreden sunulan modellerin etkinliği ile ilgilidir. Edinilen olumlu modeller hem meslek bilincini üst düzeyde etkileyecektir. Hem de kişilik gelişimini ve psiko sosyal gelişimini olumlu etkileyecektir. Mesleki tercihlerin ve meslek yaşamının sağlıklı sürdürülebilmesi sosyal, psiko sosyal ve kişilik yönlerinden de süreçlerin doğru bir biçimde sürdürülmüş olmasıyla alakalıdır. Gençler gelecek planlaması yaparken kendi kapasitelerine ve potansiyellerine paralel, ilgi ve beklentilerine uygun kendilerini en etkili bir biçimde ifade edebilecekleri ortamları dikkate almalıdırlar. Başkalarının telkin ve tercihleriyle oluşturulan meslek ve yaşam düşüncesi uzun vadede huzur ve başarıyı getiremeyebilir. İnanç ve güveniniz başarabilme referansınız olsun.
YUNUS YEGİN
yunus@yahoo.com
|